Monday, November 27, 2006

Bordeaux...



Bir huzunlu hikaye ile karsinizdayim. Istanbuldan da gelen arkadaslarimla beraber 22 kasim gunu Bordeaux yollarini tuttuk. Normalde bir arabayla gitmeyi dusunuyorduk. Ancak Ultraslan otobus kaldiriyormus, eglenceli olur diye dusunerek otobusle gitmeye karar verdik. Tam bir Turk gezisiydi :) Herkes hizli tren kullanirken heralde bu mesafeyi otobusle giden sadece bizdik. Her sey 8 saat suren 590 km'lik Paris-Bordeaux yolculugumuzla basladi. Otobuste Almanya ve Belcika'dan gelen Ultraslan grubu da vardi. Belcika'dan gelenler islerini kaybetmek pahasina gelmislerdi. Ertesi gun ogleden once islerinde olmalari gerekiyordu. Otobuste her ne kadar sigara dumanindan rahatsiz olsak da, viski siselerini tuketen holigan yolcu arkadaslarimizin renkli tezahuratlari ile bir sekilde Bordeaux'ya varmayi basardik. Stada o kadar gec gelmistik ki Bordeaux'yu gezebilme hayallerimiz stadin yanindaki bir Mc Donald's icinde son bulmustu. Burada universiteden arkadasimiz, fitifrance'in 15 degerli uyesinden biri Ceyda ile bulustuk. Sonrasinda stada yuksek sesli tezahuratlarla gittik. Ama husranla donduk... 3-1lik maglubiyet sonrasinda tek soyleyebildigimiz tezahurat "Asigiz biz bu renklere"idi. Bana en cok koyan da Bordeaux'da gordugum tek yerin stad olmasiydi... Bu arada Belcika'lilardan birinin stadda fenalasip hastaneye kaldirilmasi mactaki maglubiyet disindaki kotu olaylardan biriydi. Polisler gercekten o kadar korkuyorlardi ki adami tasimaya aramiza giremediler, bizden birilerinin oraya goturmesini beklediler. Cikista da stadda bekletildik, ardindan da hastanenin oraya Belcikali arkadasi almaya gittik. Tam o sirada Turgay Seren'in de icinde bulundugu basin otobusunde birkac tezahurat da patlatmadik degil :) Donus ayri bir husrandi, yasanilan gedikmeler sonunda Almanyadan gelen Ultraslan grubu ucaklarini kacirdilar, Belcikalilar ise belki de islerinden oldular... Yine de yasanmasi gereken bir gundu. Ama ah bir de kazansaydik...


Her zamanki ben....

Tembelim iste kabul ediyorum... Ozellikle 7. kat olarak ne kadar beklense de bir turlu blog'la ilgilenemedim. Ama bu gidisata bir dur diyorum. Bu blog nimetinden yararlanmanin vakti gelmistir. Su ana kadar nerdeyse Paris'te 3 ayim olacak. Yasadiklarimi unutmadan yavas yavas anlatmaya baslamam gerekiyor... Haydi bakalim. Bana bosuna INSALLAH UFUK dememisler ;)

UfuK's Blog

UfuK's Blog

Tuesday, November 07, 2006

Paris'ten Merhaba...

Bundan sonra yaptiklarimi bu blog uzerinden zamanim oldukca yayinlamaya karar verdim. Haydi bakalim...